Onun en büyük yükü maddesi değildi. Çekemediği şeyler fena hatıralar ve korkulardı. Uzviyetin gizli anlayışı onları şuurun uzaklarında henüz şekilsiz birer karaltı halinde iken karşılıyor ve dağıtıyordu. Fakat biri giderken yerinde bir yenisi peydah oluyor ve bunlar, kendi mahiyetlerini şuurun merkezine sezdirmeden, birbirlerinin, peşinden kayıp giden bir gölgeler katarı halinde içinden çıktıkları hafızanın karanlıklarına dalıyorlardı.